Kenar

Estetik Felsefesi ve Søren Kierkegaard

Bir önceki yazımda etik ve ahlâk arasındaki sınırları çizmeye çalışmış ne oldukları ve ne olmadıklarını belirtmiştim. Bu yazı da ise o iki kavramla bağlantılı olan estetik kavramını inceleyeceğiz. Diğer iki kavrama göre bu kavramın anlaşılması zor olabilir, çünkü birkaç yönden bu kavrama yaklaşıp anlatmaya çalışacağım. Umarım bir önceki yazıda tanımlamış olduğumuz ahlâk kavramının ne olduğunu unutmamışsındır; bu yazıda ahlâk’a tekrar değineceğiz ve estetik yaşam ile ahlâklı yaşamı kıyasa sokacağız. Estetik, felsefenin duyusal değerle ilgili olan alt disiplinine verilen addır. Konu edindiği şey ise güzelliktir; güzelliğe yönelen duyumsal bilgiyi konu edinir. Kendi içerisinde ise ikiye ayrılır: ilki, estetik özne ve nesneyi, yargıyı, estetik değeri, tutumu vb. boyutuyla ele alır; diğeri ise, doğrudan sanatı konu alarak onun özü olup olmadığını soruşturur. Konu edineceğimiz alan sanat değil, felsefî boyutudur. Estetik nesne bağlamında baktığımızda çok ayrıntıya girmeden bir sanat eserinin iki boyutu mevcuttur; fizikî boyutu ve anlam boyutu. Nesnenin anlam boyutu estetik tutum veya dikkatin konusu olan ne ifade etmeye çalıştığıdır. Estetik değerin ise iki ana bölümden oluştuğu ve bu ikisinin harmanlamasından bir sonuca çıkıldığını söyleyebilirim. Okumaya devam et