Alıntı

Din Kavramı [10]: Kur’an-ı Kerim’e Göre Din Kavramı

İncelememizin ana karakterini bu konu içermektedir, buraya kadar olan bölümde işlediğimiz din tanımları bu bölümün daha iyi anlaşılabilmesi için hazırlık amacını gütmekteydi. Çünkü hak din yerel değil evrenseldir, kişilere göre tanımı yoktur, kainata göre tanımı vardır ve bu dini kainatın sahibi belirler, tanımlar. Din sadece tanrı ile kul arasındaki şeye indirgenemeyecek kadar önemli ve geniş çerçevededir. Çünkü insan ile alakalı olan her şeyi açıklıyor ve yol gösteriyor ona bir sistem kuruyor, nizam veriyor. Bu bölümde tam olarak Allah’ın ‘sağlam din budur’[1] dediği sistemi O’nun ayetleri ile aktarmaya çalışacağız. Allah’ın dininin dindarı olmanın tek yolunun O’na teslim olmaktan geçtiğini ve tam da bu sebepten O’nun dinin adının İslam olduğunu, “Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, isteyerek veya istemeyerek Allah’a teslim olmuştur. Hepsi O’na döndürülecektir.”[2] göstermeye çalışacağız. Kur’an’da çokça geçen ve geniş bir anlam yelpazesine sahip olan din kavramının temelinde ‘borç ilişkisi’ vardır. Borç ilişkisinin en önemli unsurlarından birinin hesap olduğu malumdur. İnsana her şeyi verdiği için Allah ile kul arasında borç ilişkisi vardır. Alacaklı olduğu için düzenine uyulmasını, teslim olunmasını ister. Okumaya devam et

Alıntı

Din Kavramı [9]: İslam Literatüründe Din

İslam alimlerinin din kavramı hakkındaki tanımlamalarında odak noktası İslam dinidir, o baz alınarak tanımlamalar yapılmaktadır. Ayrıca İslam literatüründe bu konudaki verilerin çok fazla olmadığı ve varolanların da birbirine benzerlik taşıdığını, Batı’daki çeşitliğin burada olmadığını belirtelim. İslam alimleri Kur’an-ı Kerim ayetlerinden yola çıkarak genel olarak dini şu şekilde tanımlamışlardır: “Din, her konuda insanları, akıllarını, irade ve isteklerini kullanarak, hayır olan şeylere götüren, böylece dünya ve ahiret saâdeetine ulaşmalarını sağlayan, peygamberler aracılığıyla Allah’ın gönderdiği ilahi esasların bütünüdür.”[1] demişlerdir. İlk tanımlarda birisi Zeccâc’a aittir: “Din, yaratılmışların kendisiyle Allah’a kulluk ettiği, Allah’ın uyulması ve yaşam biçimi haline (adetuhum) getirilmesini emrettiği ve yine kendisiyle insanlara karşılık verdiği şeylerin tümüne verilen isimdir.” Dîn kelimesinin anlamlarıyla çerçevesi çizilmiş bir şekilde bu tanım karşımıza çıkmaktadır. En yaygın tanım ise Cürcânî tarafından dile getirilmiştir: “Din, akıl sahiplerini peygamberin bildirdiği şeyleri kabule çağıran ilahî bir düzenlemedir.” Benzer bir tanımı Ezraî de yapmaktadır: “Din, Allah’ın peygamberleri diliyle kulları için koyduğu (şere’a) şeydir.” Beycûrî ise önceki tanımları da içine alacak şekilde şöyle düzenlemiştir: “Yüce Allah’ın, bizzat hayra sevk etmek üzere kulları için vazettiği hükümlerdir.” Anlaşılacağı gibi klasik devirde din tanımı, İslam dinin tanımından başka bir şey değildir.[2] Bunlar genel din kavramı tanımından ziyade İslam’ın, hak dinin veya Allah’ın dinin tanımları olduğu açıktır. Batı’da yaygın olan doğru dini tanımlama eğilimi burada hak dini tanımlama şeklinde görülmektedir. Okumaya devam et