Alıntı

DİN KAVRAMI [12]: Din ve İdeoloji

Batı ve İslam literatürlerinde din tanımı, Kur’an’a göre dinin ne olduğunu yukarıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak işledik. Bu bölümde tekrar dinin ne olduğunu anlatmaya girişmeyeceğiz. Ancak baz alacağımız din tanımları, Kur’an’ın objektif-subjektif din tanımı olacaktır ki, hak din olan Allah’ın ölçüsü ile belirlenen İslâm ve bunun dışında kalan bâtıl dinler olarak Kur’an’ın belirttiği din tanımları ölçü alınacaktır. İşleyeceğimiz konu ise, ideolojinin ne olduğu, nasıl oluştuğu, din ile benzerlikleri ve Kur’an’ın tanımına göre ideolojilerin de birer din olup olmadığı konusudur. Buradan itibaren din kavramını hak-bâtıl olarak ayırarak kullanacağız, bu kullanımlardan kast ettiğimiz şey ise, yukarıda Kur’an tarafından tanımlanan hak ve bâtıl din yapılarıdır. Hak din ile diğerleri arasındaki en temel farklılık tutarlılıktır. “Bu inançlar ağında her iplik başka bir ipliğe bağlıdır.”[1] Evans-Pritchard’ın bu sözünden yola çıkarak tutarlılığı şu şekilde izah edebiliriz: Hak din beşerî bir oluşum değildir, insanı yaratan bir kudretin ona uygun olan sistemi tesis etmesidir, bu yüzdendir ki kurduğu sistemde bir tutarlılık söz konusudur. Ancak diğer yapılarda bu aynı değildir, tutarlılıktan çok iç çelişkilerle doludur ve evrensel değildirler. Bu yüzdendir ki, bir toplumun düzenini sağlayabilirken aynı yapı başka toplumu düzensiz hale getirebilmektedir. Hak din ise, bütün insanlık için gönderilmiştir ve çeşitli yerellikleri bünyesinde barındırabilecek bir evrenselliğe sahiptir. Fakat dikkat edilmesi gereken şey ise, Kur’an’ın “din budur” dediği şeyi beşerîn keyfiyetiyle anlamak değil onu gönderenin anlatmak istediği gibi anlamak gerekir. Okumaya devam et