“Tanrı Tekilleri Bilmez” Konusunda Gazâlî’nin İbn Sina’ya İtirazları [2]
Kategoriler
Felsefe, Felsefe Tarihi, Teoloji, Din FelsefesiEtiketler
Metafizik, Epistemoloji, Zihin Felsefesi, Kelam, Fenomenoloji, Tanrı ve Felsefe, Zaman Felsefesi, Akıl ve Eleştirel Düşünce, TeizmÖzet
Gazâlî’nin, İbn Sina’nın Tanrı’nın tekilleri bilmesi anlayışına yönelttiği eleştiriler; dua, adalet, peygamberlik ve Tanrı’nın bilgi–zaman ilişkisi bağlamında ele alınıyor.
Yazı
“Tanrı tekilleri bilmez” konusunda Gazâlî’nin İbn Sina’ya olan itirazları:
Sina ne diyordu: Tanrı tekilleri zamansal ve tek tek bilmez; onları tümel ilkeler yoluyla bilir. Buna karşılık Gazâlî: Tanrı tekilleri tek tek, doğrudan ve eksiksiz bilir; aksi Tanrı’yı eksik yapar.
Öncelikle siz de bunun üzerine düşünmelisiniz: Gerçekten Tanrı’nın tümel ilkeler yoluyla bilmesi, Tanrı’yı eksik mi yapar? Bu iki düşünürün görüşleri Kur’an ayetleriyle ne ölçüde örtüşür?
İki iddiayı da argümantasyon olarak ele alalım.
Sina:
- Tanrı mutlak basittir (parçalanamaz).
- Tanrı değişmezdir.
- Değişen bir bilgi, değişen bir özne demektir.
- Tekiller (olaylar) zamana bağlıdır ve değişir.
Sonuç: Tanrı, tekilleri bizim gibi anlık olaylar halinde bilemez.
Peki sizce Tanrı gerçekten “basît” midir? Yani Tanrı’nın bilgisi değişmez mi ve bu Kur’an’a göre nasıldır? Ya da Kur’an bu bağlamda dikkate alınmalı mıdır, yoksa daha tarihsel mi bakılmalıdır?
İbn Sina’nın söylemini çarpıtmayalım: “Tanrı bilmez” değil, “Tanrı’nın bilmesi bizimkine benzemez” diyor.
Peki şöyle soralım Sina’ya: Tanrı nasıl bilir?
Sina:
- Tanrı kendini bilir.
- Kendisi bütün varlığın ilk nedenidir.
- Nedenleri bilen, sonuçları ilke düzeyinde bilir.
- İlkeleri bilen, tümel olarak her şeyi bilir.
Sonuç: Tanrı, tekilleri tekil olarak değil; onları mümkün kılan yasalar ve nedenler olarak bilir.
İbn Sina’nın söylemini tahayyül etmek zorlayıcı olabilir. Yasaları ve nedenleri bilen bir bilginin, anbean gerçekleşen olayların bilgisine nasıl sahip olabileceği sorusu burada kritik bir noktadır. Tanrı’nın “Ali yemeğini bitirdi, ellerini yıkamaya gidiyor” şeklinde mi bilmesi gerekir, yoksa hangi seçimlerin hangi süreçleri doğurduğunu bilmesi yeterli midir?
Şimdi Gazâlî’nin itirazlarını da argümantasyon olarak ele alalım.
Gazâlî der ki: “Eğer Tanrı tekilleri bilmezse, bu Tanrı’ya eksiklik isnat etmektir.”
Gazâlî:
- Bilmek bir kemâldir (mükemmelliktir).
- İnsan bile tekilleri biliyorsa,
- Tanrı’nın bundan daha az bilmesi imkânsızdır.
- “Bilme tarzı farklı” demek,
- Pratikte “bilmiyor” demeye çıkar.
Sonuç: Tanrı’nın bilmesi zamansız olabilir ama bilgisi tekilleri kapsamak zorundadır.
Burada da şu soru gündeme gelir: Tanrı anbean tekilleri biliyor olabilir, ancak bizim için geçecek olan milyarlarca yıl onun için bir an ise, Tanrı’nın dindar bilincin zihnindeki gibi dilediği an dilediği olaya müdahalesi mümkün müdür?
Gazâlî, dua problemi üzerinden devam eder:
Eğer Tanrı tekil durumları bilmiyorsa, “şu anki halim” nasıl biliniyor? Dua kime ediliyor? Ona göre, tekilleri bilmeyen Tanrı’ya dua anlamsızlaşır.
Acaba duayı biz gerçekten yanlış mı algılıyoruz? Daha önce söylediğim gibi sözlü dua sadece kişinin motivasyonudur; fiilî dua ise eylemin kendisidir ve değişimi tetikler. Bu elbette Sina’yı savunan bir güzelleme değildir, bir sorgulamadır.
Gazâlî, adalet problemi üzerinden de itiraz eder:
- Cennet – cehennem,
- Günah – sevap,
- Sorumluluk,
Bunların hepsi tekil fiillere dayanır. Gazâlî, tekil fiilleri bilmeyen bir Tanrı’nın nasıl adil yargılayacağını sorar.
Peygamberlik problemi de burada devreye girer: Vahiy, mucize, tarihsel olaylar… Bunların hepsi belirli zaman, belirli kişi ve belirli olaylardır. Gazâlî’ye göre Tanrı tekilleri bilmiyorsa, vahiy tarihi çöker.
Peki zamansız olan Tanrı, zamanın içine müdahil olurken bunu bizim melekler olarak bildiğimiz varlıklar aracılığıyla mı yapmaktadır, yoksa yaşantının sonuçları olarak mı bu olaylar ortaya çıkmaktadır?
Buradaki tartışmanın temeli Tanrı’nın bilme biçimidir ve bu doğrudan zaman problemiyle ilişkilidir. Asıl soru şudur: Tanrı’nın bilgisi insan bilgisine benzemek zorunda mıdır?
İbn Sina: Hayır, benzerse Tanrı eksilir.
Gazâlî: Hayır, benzemez; ama kapsamı eksilemez.
Ben ise şimdilik şöyle düşünüyorum: Tanrı sistemleri bilir; insan seçtikçe sonuçlar belirir.
Ancak bu konudaki düşüncelerim kesin değildir; hâlâ üzerine düşünmekteyim.