Tanrı Tekilleri Bilmez; İbn Sina ve Gazali Tartışması [1]

Kategoriler

Felsefe, Felsefe Tarihi, Teoloji, Din Felsefesi

Etiketler

Metafizik, Epistemoloji, Zihin Felsefesi, Kelam, Fenomenoloji, Tanrı ve Felsefe, Zaman Felsefesi, Akıl ve Eleştirel Düşünce, Teizm

Özet

İbn Sina’ya atfedilen “Tanrı tekilleri bilmez” ifadesinin ne anlama geldiği, Tanrı’nın bilgisi, tümel–tekil ayrımı ve bu görüşe Gazâlî’nin yönelttiği itirazlar üzerine kısa bir felsefi değerlendirme.


Yazı

“Tanrı tekilleri bilmez!”

Bu söz İbn Sina'ya atfedilir, ancak tam olarak öyle söylememiştir; bu daha çok Aristo'nun düşüncelerine yakındır. Aristo, “Tanrı sadece kendini bilir” der.

İbn Sina ne diyor peki: Tanrı, tekilleri tekil olarak bilmez; tekilleri, tümel ilkeler aracılığıyla bilir. Yani şunu anlatıyor: Tanrı’nın bilgisi bizimki gibi anlık, değişen, olay-olay bir bilgi değildir.

Peki niçin böyle bir düşünceye sahiptir? Çünkü ona göre Tanrı mutlak basit ve değişmezdir. Tanrı’da sonradan oluşan bilgi olamaz. Yani şöyle anlatırsak: “Şimdi öğrendi, şimdi bildi” tarzı bilgi, değişim demektir.

İbn Sina’nın düşüncesine göre değişim, mümkin varlık özelliğidir. Tanrı ise Vacibu’l-Vücûd, yani zorunlu varlıktır.

Bu nedenle şöyle düşünür: Tanrı, kendini bilerek her şeyi bilir. Çünkü Tanrı bütün varlığın ilk nedenidir; bütün tekiller ise bu nedenin zorunlu sonuçlarıdır.

Örneklendirirsek: Tanrı, “Ali şu saniyede bunu yaptı” diye anlık haber almaz. Ancak Ali’nin tüm varoluş zincirini mümkün kılan yasaları ve nedenleri bilir.

İbn Sina'nın bu düşüncesi, benim zaman zaman anlattığım, Tanrı'nın her şeyi algoritmik olarak önceden hazırladığı ve seçimlere göre farklı algoritmaların içinde yeni seçeneklerle karşılaşılıyor olması fikrine benzemektedir. Ancak İbn Sina bunu, Tanrı'nın zamanın dışında olduğunu temellendirebilmek için kurgulamıştır.

İbn Sina'nın bu düşüncesine Gazâlî’nin itirazları ise özetle şöyledir:

  • Eğer Tanrı tekilleri bilmezse dua anlamsız olur,
  • İlahi adalet zedelenir,
  • Tanrı insanla ilişki kuramaz.

Bir sonraki gönderide bu düşünceleri karşılıklı olarak ele alacağım. Sizce Kur'an anlatısına göre Tanrı hem zamanın dışında olup hem de anbean bilmekte midir? Eğer öyleyse bu durum Tanrı'yı zamanın içine de hapsetmiş olmaz mı?

Benzer İçerikler